Bal: ballandıra ballandıra anlatayım

AddThis Social Bookmark Button

 

Bal, “arıların dünyaya bağışladığı altın şurup,” hepimizin keyifle yediği enfes lezzeti olan bir gıdadır.  

Aşçı bu durumda elbette o muazzam, çalışkan arılar oluyor.  Arılar ürettiklerini elbette biz insanlar (veya ayılar) yesinler diye yapmıyor.  Arılar kış aylarında, yani bitki örtülerine ulaşamadıkları dönemlerde, aç kalmamak için bal üretirler.  Ancak arılar çoğu zaman ihtiyaçlarından çok daha fazlasını üretirler ve işte o zaman da insanlar devreye girerler… 

 

Balın faydaları çoktur, yoksa arılar 6000 yıldır neden üretsinler ki, değil mi?  Tarihte bal karın doyurmanın yanı sıra ilaç amaçlı da kullanılmıştır.  Hatırlarım boğazım ağrıdığında annem hep bana ıhlamura, bal ve limon veya sıcak süte bal koyup verirdi.  Çok da iyi gelirdi.  Bal şeker içerdiğinden dolayı iyi bir enerji kaynağıdır.  Aynı zamanda balda ağız ve diş sağlığını koruyan maddeler vardır.  Balda bulunan glukoz oksidaz adında bir enzim nedeniyle hidrojen peroksid ağızda üretilir ve bu da mikropların dişlerimiz üstünde tutunmak için kullandığı “yapıştırıcı” maddeyi ortadan kaldırır.  Mikrop dişlerimize tutunamayınca çürüklerin oluşumu zorlaşır.  Bazı ballarda bu özellik çok az iken, manuka balında bu en üst düzeydedir.  Manuka bir ağaçtır ve Yeni Zelanda ile güneydoğu Avustralya’da bolca bulunur.  Manuka’nın bir diğer adı da “çay ağacı” dır.  Arılar bu bitkiyi kullanıp da bal ürettiklerinde mikroplara karşı çok güçlü bir bal yapmış olurlar.  Ülkemizde de manuka balı bulunmaktadır.

Bunların yanı sıra yapılan son araştırmalarda balın öksürüğe, nezle ve gribe çok iyi geldiği bilimsel olarak gösterilmiştir.  Anneanne ve babaannelerimizi tebrik etmek lazım çünkü onlar bunu yıllarının getirdiği tecrübe ile zaten biliyorlardı.  Bazı görüşlere göre nezle veya grip halinde bala zencefil, tarçın veya karabiber katıp, ılık bir içecekle sunmanın üstüne yok. 

Her şey buraya kadar harika.  Ancak her gülün bir dikeni vardır.  Bal bir yaş altındaki çocuklara verilmez.  Balın içinde o birçok faydalı maddelerin yanı sıra botulinum adındaki mikroplar da doğal olarak bulunmaktadır.  Bu mikrop bal kaynaklı olduğunda, bir yaş altındaki çocuklarda botulism adında çok ciddi bir hastalığa neden olabilir.  Bir yaş üstü çocuklar ve erişkinlerde bal kaynaklı bu mikrobun bir zararı saptanmamıştır.  Bir yaş altındaki çocuklarda botulismin belirtileri şunlardır:

 

  • Zayıf emme

  • Yutkunmada zorlanma

  • Kol, bacak veya boyunda güçsüzlük

  • Üç günü aşan kabızlık

 

Binlerce yıldır bal doğanın mucizelerinden biri olmuştur ve böyle olmaya da devam edecektir.  Ancak çocuklarımızın bu muhteşem gıda ile tanışması için dünyada bir yıl kıdemlenmesi gerekiyor.  Zaten çok güzel şeylere kolay ulaştığımızda değerini anlayamıyoruz, iyisi mi böyle olsun.

 

Dr. Gökhan Mamur

Yorumlar  

 
#3 gültekin uçar 2010-06-23 17:00 bu deyerli bilgileri bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ederim.benım 2 yaşında bir kızım var zayıf biraz, aynı zamanda yemek yedirmekte de problem yaşıyorum.acaba kızıma arı sütü ve çiçek polemlerinden oluşan balı yidirsen bir problem olumu doğrumu yapmış olurum?şimdiden size teşekkürlerimi iletiyorum Alıntı
 
 
#2 Dr. Gökhan Mamur 2010-02-03 01:56 Çok teşekkürler Funda Hanım. Bir fark yarattıysam ne mutlu bana. Bal muazzam bir gıdadır ancak zamanında verilmeli Unutmayın 5 yaş altındaki çocuklara nezle ilaçları hem faydalı değil hem de fazladan doz verilirse çok kötü yan etkileri olabiliyor. Bal bir yaş üstündeki çocuklar için nezle ve gripte çok yardımcı. Alıntı
 
 
+1 #1 funda 2010-02-02 20:41 Gerçekten yazınızı cok beğendim!Bir yaş altı çocuklara önerilmediğini bilmiyordum!Nor malde emziklere bile batırıp bal verirler bebeklere,zarar lı olduğunu duymuştum iyikide uygulamamışım! Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile