Sevgi Nelere Kadir...

AddThis Social Bookmark Button

heart

İkinci milenyumun ilk 10 yılını devirdik ve benim ayım olan Şubat’a girerek “sevgililer gününe” yaklaştık. Balık burcu olmamın üzerimde bilimsel anlamda ne kadar etkisi var bilemem ama sevginin benim hayatımda yoğun bir etkisi olduğundan şüphem yok. İyi ki de öyle.

Sevgililer günü alışıla gelmiş anlamıyla, eşler arasındaki sevgiyi ve bağı kutlayan bir gündür. Pekiyi, nasıl başlamış şu sevgililer günü dedikleri şey? Bu konuda tarihe baktığımızda aslında kesin bilgiler yok ancak efsaneye göre Roma İmparatoru İkinci Klaudiyus zamanında Valentin adında bir rahip varmış. Klaudiyus, bekar askerlerin evli ve çocuklu olanlara kıyasla daha iyi birer asker olduklarına kanaat getirmiş ve bu nedenle erkeklerin evlenmelerini yasaklamış. Valentin bu kararın çok yanlış olduğunu savunmuş ve sevgilileri gizlice evlendirmeye devam etmiş. Yaptıkları su üstüne çıkınca, Valentin tutuklanmış ve idam edilmiş. Bu olanların M.S. 270 yıllarında gerçekleştiğine inanılır ve Valentin’in idamının gerçekleştiği tarih de Aziz Valentin’in Günü, yani sevgililer günü olarak adlandırılmış ve bugünlere kadar gelmişiz…

Ancak tabi sevgi yalnızca sevgililer arasında paylaşılan bir duygu değildir. Yetişkinler olarak çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi de bence mutlaka kutlanmalı, hem de her gün. Bunun uzantısında, dünyaca kutlandığı Şubat ayında sevginin vücutta oluşum mekanizmaları ile bebeklerimiz ve anne babalar için faydaları hakkında bilimsel verileri araştırmaya karar verdim. Bulduklarım beni çok etkiledi.

Sevginin doğuşu:

Oksitosin, beyinden salgılanan ve kalbi etkisi altına alan bir hormondur. Bu hormon doğum esnasında, anne sütünün salgılanmasında, sevgi ve aşkı ilgilendiren hallerde salgılanır, yani neslin devamını sağlamak için çok önemli roller üstlenir. Bebeğinizi emzirirken ve bebeğiniz sizi emerken her iki tarafta da bu hormonlar salgılanır; bunun sayesinde hem bebek hem de anne kendini iyi hisseder. Bununla birlikte endorfin adındaki “doğal morfinler” vücutta salgılanarak bebek ve anneye haz duygusu yaşatır. Vücut bu duygu ve hazları tekrar hissedebilmek için emme veya emzirme eylemini tekrar etmek zorundadır. Emzirmek annenin çeşitli kanser risklerini azaltırken, emmek bebeğin büyümesini ve hayatta kalmasını sağlar. İlginçtir, oksitosin başka hormonlarla salgılandığında farklı çeşitte sevgiyi yaşatır; örneğin, doğum sonrası prolaktin ile oksitosin aynı zamanda salgılanınca bebeğe karşı sevgi yaşanır. Bu duygular da bebeğin bakımının devamını sağlar. Demek ki vücudun hormonları sevginin doğuşunu kontrol eder ve bizler de bu muhteşem duygular ve tabi mantıklı faydalarıyla kendimize ve bebeğimize faydalı eylemleri gerçekleştirmeye devam ederiz.

Duygusal boyutun vücuttaki etkileri:

Bebeklerimize verdiğimiz sevginin yalnızca duygusal gelişmelerine değil, aynı zamanda merkezi sinir sistemi ve bedenlerine de doğrudan olumlu etkileri olduğunu biliyor muydunuz? Ya peki, anne ve babaların bebeklerine gösterdikleri sevginin çocuğun yaşamı boyunca sevme şekil ve kabiliyeti için bir taban oluşturduğunu?

Araştırmalara göre bebeğin çevresi beynini şekillendirir. Yani, bir takım kalıtımsal özellikler ile bebekler doğarlar ancak çevrenin etkisiyle bunlar çalışmaya başlar veya başlamaz; sanki bir düğme var ve bazı önemli şeylerin çalışması için sevginin o düğmeye basması gerekiyor. Birçok araştırmacıya göre, bebeğinizin yaşamındaki ilk birkaç ay, sonraki yaşantısında merkezi sinir sistemini çok önemli ölçüde etkiliyor. Öpmeler, koklamalar ve sarılmalar beyin hücrelerinin gelişmesi ve başka beyin hücreleri ile bağlantı kurmasını çok olumlu yönde etkiliyor (kolaymış, bizden bunu daha iyi yapan var mı?)

Doğuma yakın, hem doğmak üzere olan bebek, hem de doğum yapmakta olan annede yüksek miktarlarda endorfinler salgılanır (doğal morfinler). Doğumu takip eden anlarda bu maddelerin etkisi altında anne ve bebek bir araya gelir ve muhteşem duygular içinde birbirlerine bağlanırlar (bir nevi aşk iksiri). Bağlanmaları bu maddelerin yüksek miktarda salgılanmasıyla bir bakış açısıyla bir bağımlılık yaratır. Yani bebek ve anne bu hazzı tekrar yaşayabilmek için aynı şekilde tekrar bir araya gelmek zorundadır. İlginçtir, çünkü böyle bir durumda anne ve bebek ile uyuşturucu bağımlısı arasındaki tek fark, birinin yasal ve doğal diğerinin ise gayri yasal ve suni yollar ile bu hedefe ulaşmasıdır. Demek ki her zaman hedefe ulaşmak değil, hedefe giderken yürüyeceğiniz yol da çok önemliymiş. Bu örnekte, yaşanan sevgi ve haz duyguları, anne ve bebekte yaşamın devamını sağlarken diğer örnekte yaşamın sonu söz konusu olabiliyor.

Sevginin uzantısında dokunmak vardır. Yapılan araştırmalara göre bir bebek veya çocuğa dokunmamak, onda üzüntü ve yalnız kalma hissini yaşatmak için en etkili yoldur. Bebeğe dokunmamak vücutta kortizol adındaki hormon seviyelerini yükseltir ve bu da beynin bazı merkezleri için zehirli bir ortam oluşturur. Ebeveynlerinin kolları bebekler için en çok mutluluk veren ortamdır, çünkü dokunmak onlarda haz ve sevgi yaratır. Kucağa alınan bebeklerin kalp atımları, solunum sayıları ve vücut ısıları çok daha sağlıklı seviyelerde seyreder.

Memeli hayvanlara bakıldığında hepsinde yeni doğan bebek kucağa, kollara, koyuna alınır, öpülür, koklanır, okşanır ve hatta yalanır. Diyebilirsiniz “iyi hepsini anladım da, bebeğimi yalamak?” Öyle demeyin, bizler değil miyiz “ay ben seni yerim” diye bebek seven… İçinizden gelmez mi canını yakmayacak şekilde ısırmak, ayakcıklarını, ellerini hüpletmek... Kendi adıma konuşayım, benim geliyor.

Sonuç:

Sevgi ister hormonlarımızdan ister doğal morfinlerden, ister bilinçli, ister bilinçsiz olsun; bunların herhangi biri çok da önemli değil. Önemli olan sevginin yaşanması ve yaşatılması çünkü insanoğlu her ne kadar bu günlerde “birey olun” komut bombardımanını maruz kalsa da, her ne kadar “birbirinize dokunmayın, hastalık kaparsınız” dense de, dönüp dolaşıp hepimizi kurtaracak tek şey, kendimizi ve birbirimizi sevmektir, sevgidir… Sevgililer gününüz kutlu olsun…

seviyorum

Yorumlar  

 
#5 ebru basaslan 2011-02-15 00:19 Doktorumuz ve dostumuz oldugunuz icin ne kadar sansli oldugumuzu birkez daha anladik tesekkurler sevgili gokhan Alıntı
 
 
#4 çiğdem 2010-02-21 11:53 teşekkürler harika yazınız için sevgiyi anlatış şekliniz için, herkesin yüreğine sonsuz sevgi dileklerimle teşekkürler gökhanbey Alıntı
 
 
+1 #3 yaşam pınarı 2010-02-13 00:14 herkesin sevgililer gününü kutluyorum. Alıntı
 
 
+1 #2 bingül küçük 2010-02-12 14:55 siz sevgilerin en güzeline layıksınız Alıntı
 
 
+1 #1 DERYA 2010-02-12 12:56 derya öysal
sevgi bundan daha güzel anlatılamazdı herhalde Gökhan bey…
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile